Su Kirliliği ve Topraklar Üzerine Etkileri

Doç. Dr. Serdar BİLEN
Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü

kirlilik

Su kaynağının kimyasal, fiziksel, bakteriyolojik, radyoaktif ve ekolojik özelliklerinin olumsuz yönde değişmesi şeklinde gözlenen ve doğrudan veya dolaylı yoldan biyolojik kaynaklarda, insan sağlığında, balıkçılıkta, su kalitesinde ve suyun diğer amaçlarla kullanılmasında engelleyici bozulmalar yaratacak madde veya enerji atıklarının boşaltılmasını ifade eder. Su kirliliği sonucu suyun özelliği bozulur. Kirletilmiş su; insan ve hayvan sağlığını olumsuz etkiler, canlıların yasamasını zorlaştırır, ekosistem dengesini bozar ve bitki büyümesini tehdit eder.

Su kirliliğini oluşturan başlıca nedenler arasında hızlı nüfus artışı ve buna bağlı olarak tarımsal faaliyetlerin çevreye yaydığı kimyasallardan kaynaklanan kirlenmeler gelir. Bu kirletici unsurlar direk veya dolaylı olarak toprak kirliliğine de sebep olurlar. Sularda bulunan toprak kirletici maddelerin ve etkilerinin belirlenmesi, tarımsal faaliyetlerin yağıldığı bölgeler için büyük önem arz eder.

Sürdürülebilir büyüme ve kalkınma planlarının yapıldığı günümüzde doğal varlıkların bir hammadde olarak kullanılması ve üretimtüketimden kaynaklanan çevre kirliliği büyük ekolojik krizlere neden olmaktadır. Tatlı su kaynaklarının ve toprakların giderek kirlenmesi çevre kirliliğinin bir sonucudur. Az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde; atık suyun %95’nin, sanayi atıklarının da %70’nin arıtılmadan su kaynaklarına verildiği biliniyor. Günümüzde dünyada 1,4 milyar insan temiz su kullanma imkanından mahrum bırakılıyor. Dünya yüzündeki nehirlerin yarıdan fazlasının kirli olduğu biliniyor. Gelişmekte olan ülkelerde hastalıkların %80’i kirlenmiş sulardan kaynaklanıyor.

Su kirletici unsurların üç ana kaynaktan oluştuğu kabul edilir: Tarımsal faaliyetlerin sebep olduğu kirlilik, endüstriyel işlem ve atıkların sebep olduğu kirlilik ve evsel atıkların sebep olduğu kirliliktir.

Tarımsal Faaliyetler Sonucunda Oluşan Kirlilik

Tarımsal çalışmaların gereği olarak bitki hastalıkları ile mücadele amacıyla uygulanan verimin artması için toprağa yerleştirilen kimyasal gübrelerden ve otlaklardan oluşan yüzey; akış, erozyon ve toprağın sürülmesi sonucu oluşan toz; toprak, hayvan gübresi, hayvan ve bitki atığı dahil olmak üzere her türlü tarımsal çalışma sonucu meydana gelen katı ve sıvı atıkların sebep olduğu kirliliktir. Tarımsal kirliliği başlıca dört ana grup altında toplamak mümkündür.

1) Toprak erozyonundan gelen kirlilik: Herhangi bir akarsuyun yağmur, kar, sel ve rüzgar gibi doğal olaylarla yatağından, şehirler arası karayollarının inşası sırasındaki işlemlerden, şehir genişletme çalışmalarından, şehir içi yol ve binaların inşaat çalışmaları nedeniyle ortaya çıkan kazı ve dolgulardan oluşan toprak kaybına sebep olan kirliliktir.

2) Bitki besin maddelerinin yarattığı kirlilik: Tarımsal çalışmalarda daha fazla ürün elde etmek amacı ile tarım arazilerine uygulanan kimyasal gübrelerin neden olduğu kirliliklerdir.

3) Hayvansal atıkların yarattığı kirlilik: Tarımsal çalışmalar içerisinde bulunan hayvancılık ile ilgili olarak, ahır ve ağıllardan yağışlarla yıkanan hayvan idrar ve dışkı atıklarının temizleme sularına, oradan da yüzey sularına karışması sonucu ortaya çıkan kirliliktir.

4) Tarımsal mücadele ilaçlarının yarattığı kirlilik: Tarımsal ürünlerin uygun kalite ve yüksek verimde olmasını sağlamak için kültür bitkileri yetiştirilen arazilerde ot ve böceklerle mücadele amacıyla kullanılan kimyasalların yıkanarak su kaynaklarına karışması ile oluşan kirliliktir.

Endüstriyel İşlem ve Atıkların Sebep Olduğu Kirlilik Çeşitleri

Kimyasal Kirlilik: Endüstri faaliyetleri sonucu sulara karışıp suların çözünmüş oksijeni miktarını tüketerek etkili olabilen, organik ve inorganik maddelerin birikimi ile meydana gelen kirliliktir.

Fiziksel Kirlilik: Suyun rengi, bulanıklılığı, sıcaklığı gibi özelliklere etki eden kirlilik tipidir. Termal enerji üreten istasyonlardan çıkan sular; göllerin ve akarsuların sıcaklıklarını yükseltmekte,

çevre koşullarını değiştirmektedir. Endüstriyel atıkların sıcaklığının yüksek olması atılan bölgenin kimyasal, biyolojik ve fiziksel yapısını değiştirmektedir. Yükselen sıcaklıkla birlikte oksijen gazının çözünürlüğü azalacağından canlılar tehdit altında kalırlar.

Fizyolojik Kirlilik: Suyun tadını ve kokusunu etkileyen bir kirlilik tipidir. Gıda sanayi atıkları ve şehir kullanma suyu atıkları, azotlu maddelerle zengin olduğundan son derece kötü kokuya sahip olabilirler. Endüstri atık suları demir, mangan, fenoller gibi kimyasal maddeler barındırırlar. Bu maddeler suya; özel, hoş olmayan bir koku ve tat verirler.

Biyolojik Kirlilik: Sularda patojenik bakteri, mantar, alg, patojenik protozoa gibi organizmaların bulunması ile meydana gelen kirlilik tipidir. Diğer bir ifade ile suların tifo, kolera, amipli dizanteri gibi çeşitli hastalıklar yapan organizmalarla kirlenmesidir.

Radyoaktif Kirlilik: Atmosferdeki atom patlamalarının ve nükleer enerji santrallerinin sebep olduğu kirliliktir. Atmosferdeki radyoaktif maddeler; yağışlar ile yeryüzüne düşer, akarsulara karışır, bitkiler tarafından absorbe edilir, ot ile beslenen hayvanlara bitkilerden geçer ve daha sonra et yiyen canlılara kadar ilerler. Böylece radyoaktif kirlilik; gıda zincirinin üst halkasını teşkil eden insanlara kadar bu şekilde ulaşabilir.

Evsel Atık Kirliliği

Evsel atık kirliliğinin iki önemli kaynağı kanalizasyon atıkları ve çöplerdir. Kanalizasyon sistemine verilen pis suların boşaltılmaları genellikle akarsulara, göllere ve denizlere yapıldığından şehir atık suları önemli bir kirlilik sebebi olarak görülür. Tifo, paratifo, kolera, dizanteri, çocuk felci ve sarılık gibi salgın hastalıkların mikropları bu şekildeki kirli su ile taşınır ve yayılırlar.

Endüstriyel ve kentsel atık sular toprak kirlenmesinde önemli rol oynayan iki temel kaynaktır. Gelişen teknoloji ile birlikte beslenmemizi sağladığımız topraklar gün geçtikçe kirlenmekte ve toprak kirliliğinin artması sonucu meyve, sebze ve tarımsal ürünlerin yetiştirildiği alanların her geçen gün azalmasına sebep olmaktadırlar.

Teknolojik gelişmelerin yanı sıra geniş alanlara yığılmış çöplerden kaynaklanan yüzey ve sızıntı sularıyla, çiftlik gübrelerine ait çözeltiler de toprak kirliliğini etkileyen faktörler arasındadır. Atıksular tarafından toprakların kirletilmeleri, bu suların arıtılmadan sulama suyu olarak kullanılmalarından kaynaklanmaktadır. Bu nitelikteki atıksuların bağ, bahçe ve tarla kültürlerinde sulama amacıyla kullanılması sonucunda topraklarda şu zararlar meydana gelir:

• Topraklarda iyon dengesinin ve besin ekonomisinin bozulmasına, suların ise süzme özelliklerinin bozulmasına sebep olurlar.

• Çeşitli organik moleküllerin topraklarda birikmesi ve bitkiler vasıtası ile besin zincirini takip ederek diğer canlılara ulaşması sonucu zararlı olmaktadırlar.

• Ağır metallerin ve mikro elementlerin zamanla toprakta birikerek bitkiler için toksik düzeye ulaşması ile bitkisel ürünlerin hem nicelik, hem de nitelik bakımından değer kaybına neden olurlar.

• Toprak ekolojisini ve toprakta yaşayan mikroorganizmaların yaşam şartlarını olumsuz yönde etkileyerek doğal madde döngülerinin bozulmasına sebep olurlar.

• Sulama sularıyla toprağa; bazı hastalık yapan patojen olan bakteriler, bazı virüsler, protozoalar ve kurtlar gibi canlılar tarafından yeraltı suları ve yüzey sularının kirlenmesine sebep olurlar.

Kirliliği Önlemek İçin Ne Yapılmalı?

Toprak kirliliğinde önemli bir etkiye sahip olan su kirliliğini azaltmak veya bazı tedbirler alarak kirlilik zararlarını daha aza indirmek kirlilik sonucu ortaya çıkan olumsuz etkileri nispeten azaltacaktır. Bu sebeple alınması gereken önlemler şöyle sıralanabilir:

• Tarım alanlarının amaç dışı kullanılmasına engel olunmalıdır.

• Sera etkisi göstererek havayı kirleten CO2 gazına karşı, önemli bir kalkan olan ormanlarımız yasal olarak korunmalı ve ağaçlandırma çalışmaları yapılmalıdır.

• Otlak alanlarında otlatılan canlıların sayısı, otlatma miktarı ve zamanı otlatma alanının kapasitesine uygun olarak ayarlanmalıdır.

• Tarımda kullanılan suni gübrelerin kimyasal özellikleri dikkate alınarak miktarı, verilme şekli ve zamanı tespit edildikten sonra topraklara verilmelidir. Ayrıca toprağı kirletmeyen ve ekonomik olan biyolojik gübrelerin kullanılması teşvik edilmelidir.

• Toprağı ve yer altı sularını kirleten tarımsal mücadele ilaçlarının yarılanma ömürleri ve toprak canlıları ve insanlar üzerine olumsuz etkileri dikkate alınmalıdır.

• Sanayi ve nükleer tesisler, tarım ve yerleşim alanlarından uzak alanlara yapılmalıdır.

• Kirlilik oluşturan her türlü atık maddeler arıtılmadan toprağa verilmemelidir, arıtma tesislerinin yapımına önem verilmelidir.

• Çevrenin korunması için gerekli kanun ve yönetmenliklerin düzenlenmesi, uygulanması ve yerel yönetimler tarafından kontrol edilmelidir.

• Fosil yakıt tüketimi yerine yenilenebilir enerji alternatifleri devreye girmelidir.

• Tarımda kullanılan uygun alet ve ekipmanlarla toprak işlenmeli ve toprak su koruma ile birlikte kültürteknik önlemleri alınmalıdır.

• Toprak kirliliğinin oluştuğu yerlerdeki canlıların bundan etkilenme dereceleri belirlenmelidir.

• Kimyasal kirliliğin gelecekte ne boyutta ulaşacağı konusunda toprak denetim sistemi hazırlanmalı ve insanların eğitimine önem verilerek bu konuda bilinçlendirilmelidir.