Kadınlar için Daha Çok ve İyi İşler

kadinUluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ve Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) tarafından Mart 2013’de ‘Kadınlar için Daha Çok ve İyi İşler: Türkiye’de İnsana Yakışır İş için Kadınların Güçlendirilmesi Projesi’ başlatıldı. Temmuz 2016’da sona erecek projeyi İsveç Uluslararası Kalkınma İşbirliği Ajansı mali olarak destekliyor.

Projenin ulusal düzeyde amaçları arasında Kadın İstihdamı ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Ulusal Eylem Planı hazırlanması yer alıyor. İŞKUR ve İl İstihdam ve Mesleki Eğitim Kurulları’nın (İİMEK) toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın istihdamı alanında teknik kapasitesi geliştirilecek. Ulusal düzeyde ilgili tüm paydaşların katılımı ile hazırlanacak eylem planının yanında yerel düzeyde kadın istihdamını artıracak aktif işgücü piyasası programları düzenlenerek işsiz kadınların ekonomik olarak güçlenmesine destek olunacak. Ayrıca mesleki eğitimlere entegre edilecek olan toplumsal cinsiyet eşitliği ve çalışma standartları eğitimleri ile kadınların toplumsal anlamda güçlenmesine destek olunması planlanıyor.

Hedef Kitle İşsiz Kadınlar

Projenin ana hedef kitlesini İŞKUR’a kayıtlı olan işsiz kadınlar oluşturuyor. Öncelik ise genç kadın işsizlerin. Aynı zamanda, İŞKUR’a kayıtlı işsiz kadın ve erkeklere verilecek olan toplumsal cinsiyet eşitliği ve çalışma standartları eğitimlerinin çalışan kadın ve erkek işçilere de sağlanması öngörülüyor.

Kadınların sadece eğitim, sağlık gibi belli sektörlerde istihdam edilmesi ve kadın istihdamı konusunda AB ülkelerinden hayli geride olması bu tip projelerin desteklenmesinin ne kadar hayati olduğunu gösteriyor.

45 bini Eğitim Sektöründe

SGK verilerine dikkate alınarak sektörel olarak bakıldığında 291 bin yeni kayıtlı kadın ücretlinin 45 bininin eğitim sektöründe, 25 bine yakınının sağlık sektöründe, 21 bininin yeme-içme hizmeti, 20 bininin de büro yönetimi ve desteği faaliyetlerinde ve giyim eşyaları imalatı sektöründe olduğu görülüyor.

Kadın Emeği ve İstihdamı Girişimi Platformu’nun Kasım 2012’de hazırladığı 12 İlde “Kadın İstihdamını Artırma Ve Fırsat Eşitliğini Sağlama” Politika Sonuçlarının Değerlendirilmesi raporuna göre sektörlere göre kadın istihdamının dağılımına bakıldığında “emek piyasasındaki yatay ayrışma”nın oldukça yüksek olduğu söylenebilir. Diğer bir ifadeyle “kadın işi-erkek işi” ayrımı, kadınların belli sektörlerde yoğunlaşmasına neden olduğu tespiti yapılabilir. Kadın işgücünün en çok istihdam edildiği faaliyetler “kadınlar için uygun alanlar” olarak toplumsal kabul görmüşlerdir. Kadınlar ağırlıkla hizmetler, imalat sanayinin emek-yoğun kesimlerinde ve tarım sektöründe istihdam ediliyor.

Kadın İstihdamında Önemli Noktalar

Kadınların istihdama girişleri için belli noktalar önemlidir. Kreş ve diğer çalışma koşullarının iş kanununa uygun olması, güvenli bir çalışma mekânının kurgulanması, servis ve yemeğin firma tarafından karşılanması ve ödemelerin düzenliliği kadın çalışmasını en az ücret kadar belirliyor. Kadın işgücünün firmalar tarafından talep edilmesine ve kadın istihdamının artırılmasına yönelik çalışmalar, Aktif İşgücü Piyasası Politikalarına göre daha çok mesleki eğitimler ve girişimcilik faaliyetleri yolu ile yürütülüyor.

SGK verileri mutlak sayı olarak kayıtlı kadın oranında önemli artışa işaret etse de, TÜİK istatistiklerinin aynı zamanda kayıt dışı kadınları da içermesi bakımından halen kayıt dışılık oranında çok büyük bir iyileşmeye işaret etmiyor. Mart 2013’te toplam kayıt dışı çalışan kadın oranı yüzde 52 olarak dikkat çekiyor.

TEPAV’ın 15 Ağustos 2013 tarihli İstihdamını İzleme Bülteni’ne göre 15 yaşın üstündeki nüfustan işgücü olarak iş piyasasından geri duranların sayısı 2012 yılın da 28 milyonu bulurken Mart 2013’te 27 milyon 549 bine indiği gözleniyor. Bu azalmadaki en önemli etkenin özellikle ev kadını olarak işgücü dışında duran nüfusun işgücü piyasasına çıkmasının etkili olduğu söylemek yanlış olmaz. Mart 2012’de 12,2 milyon olan ev kadını sayısı 12 ay sonra 11,4 milyona düşmüş durumda. Bu, 800 bin dolayında bir azalma anlamına geliyor. Dolayısıyla işgücü dışı nüfus içinde ev kadını oranı da yüzde 43,8’den yüzde 41,4’e kadar düşmüş oluyor.

Kadın istihdamını artırmaya yönelik olarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ciddi çalışmalar yapıyor. Önümüzdeki dönemde yapılacak kadın istihdamına yönelik yapılacak düzenlemeler arasında kadınların yarım gün çalışması, çocuk sayısına göre kademeli emeklilik, doğum yapan kadınlara analık izninin 24 haftaya kadar çıkarılması, doğum yapan kadına işe dönüş garantisi, işyerlerinde kreş uygulaması gibi maddeler yer alacak.

Kadın istihdamını olumlu etkileyen en önemli etmenlerden birisi sigorta primini devletin üstlenmesi olarak görülebilir. 2008’in şubat ayında 3,2 milyon kişi olarak belirlenen kadın çalışan sayısı, 2013’ün Şubat ayında 4,8 milyona yaklaştı. Yani 6 yılda yüzde 50 dolayında bir artış gerçekleşti. Son 6 yılda kentlerde kadın çalışan sayısında 1,5 milyonun üstünde bir artış gözlendi. Hükümetin asgari ücretli kadından işveren payına düşen SGK primini almayacağı ve bunu 5 yıl süre ile kademelendirerek uygulayacağı teşviki, kadın istihdamının özellikle hizmet sektöründe artmasına sağlıyor.

Bilindiği gibi hükümetin 2023 hedefleri arasında kadın istihdamının artırılması da yer alıyor. 2023 yılına kadar kadınların işgücüne katılımında hedef yüzde 38’e çıkmak. OECD ülkelerinde kadınların işgücüne katılım oranı ortalama yüzde 61,8 iken ülkemizde bu oran yüzde 28,8. OECD ülkeleri arasında Türkiye’den sonra en düşük katılım oranına sahip ülke yüzde 46 ile Meksika.

Böyle Giderse 2023 Hedefi Tutar

2005’ten bu yana kadın çalışanların iş gücüne katılım oranlarına bakıldığında, her yıl katılımın yaklaşık 1 puan artması halinde hükümetin 2023 hedefi olan yüzde 38’lik kadın katılım oranı hedefi yakalanabilir görünüyor. 10. Beş Yıllık Kalkınma Planı kadın istihdamı konusunda kadın işgücüne katılım oranında 2012’deki yüzde 29,5’lik düzeyden 2018’de yüzde 34,9 doğru bir yükseliş hedefleniyor. Bu kapsamda kadın işgücü oranına yönelik hedefi, 2018 yılında 16 bin dolarlık kişi başı gelire ulaşma hedefiyle da uyumlu görünüyor. Ancak son aylarda kadın işsizliğinin hafif bir yükselişe geçiş olması da dikkat çekici bir gelişme olarak görülebilir. Mevsimsellikten arındırılmış kadın işsizlik oranı Mart 2012’de yüzde 10,6 olurken, Mart 2013’te yüzde 11,6’ya yükseldiği gözleniyor.